Yazar Kimdir?

Yazar dediğimiz kişi oldukça donanımlı olmalıdır. Zira yazma eylemi pek çok beceriyi içinde barındıran üst beceridir. Öyledir, çünkü ciddi bilgi birikimini benliğinizde özütüp onu belli gereklilikler dahilinde yeniden yaratabilme sürecidir. Zamansal sıralama, parça bütün ilişkisine uygunluk, sağlam bir kurgu ya da olay örgüsü, mantıksal tutarlılık dahilinde oluşturma, yeni şeyler söyleyebilme yeteneği ya da eski şeyleri yeni bir solukla, tarzla söyleyebilme becerisi hemen ilk akla gelebilen becerilerdir.

Yazma becerilerini geliştirmek isteyen kişi öncelikle iyi bir okur olabilmelidir. Ne kadar çok bilgiye sahipseniz o kadar iyi değerlendirmeler yapabilirsiniz. Ama burda okumadan kasıt kitap sayısı, ya da sayfa sayısı değildir. Sağlam ve geniş perspektiften bakan değerlendirmeler yapabilicek, farklı bakış açıları sunabilecek nitelikli okumalardan bahsediyoruz.

Yine bunun yanında yazar adayı iyi bir gözlemci olabilmeli. Hayatı, insani etkileşimleri, olay ve olguları farklı yaklaşımları da içerecek tarzda gözleyebilmeli. Sadece bakmak değil burdaki kasıt elbet, çoğu zaman görebilmek ve çoğunluğun aksine değerlendirebilmek.

İyi bir yazar bol bol yazma çalışması yapmalı. Zira çaba, emek, kararlılık hayalleri gerçekleştirmede bilinen en eski ve güvenli yol hala. Elbetteki bir tutam yeteneğiniz varsa daha kolay şeyler yaratabilirsiniz. Ama yeteneğim yok demek de çok yanlıştır. Daha fazla çaba göstermeniz, daha fazla uygulama yapmanız gerekir. Yani aradaki fark yolun biraz daha uzun olması gerçekçi olacaksak. Şu da var ki yetenek dediğimiz şey aslında erken yaşlarda kazanılmış daha fazla deneyimden başka bir şey değil.

Son olarak yazar denen kişinin en önemli yönlerinden biri de yazma eylemine ilgi ve tutku duyması. Tutku, yetenekten daha büyük bir boşluğu doldurur, diye güzel bir söz vardı. Elbetteki tutkulu bir şekilde çalışma yazarlıkla da sınırlı değil. Aklınıza gelebilecek tüm alanlarda geçerlidir bu durum. Mesela tutkuyu izlemenin gerekliliğini dünyaca ünlü girişimci ve melek yatırımcı Richard Branson’dan dinleyelim. “Tutkularını bir işe dönüştürmek için onların derinlerine dal ve seni hayal kırıklığına uğratan şeylere odaklan. Burada yapmam gereken tutkularının içine dalman ve kendini bu alanda uzman yapman.” Sanırım bu cümlelerin devamını getirseydi şöyle derdi: “Gerisi kendiliğinden olacaktır.”

Senaryo Nasıl Yazılır

Öyle hemen kağıda kaleme sarılıp senaryo yazamazsınız. Önce bir isim bulursunuz senaryonuza. Sonra bu adın altına filmin sloganı, mesajı, okuyanı heyecanlandıracak bir ifade olarak ‘logline’ denen cümle yazılır. Sonra üç cümlede filmin ana hatlarını belirtirsiniz. Bunun altına 300 kelimelik bir sinopsis (özet) yazılır. Sonra 4 bin kelimelik treatment (tretman) kaleme alınır. Şimdi artık senaryonun kendisini yazma aşamasına geldiniz demektir. Senaryonun her sayfası, filmin bir dakikası gibi hesaplanır. 120 sayfalık senaryo iki saatlik film olur.

(Lacivert Dergi’den alıntıdır.)

Yazmak Niçin?

İnsanlar pek çok farklı saiklerden dolayı yazarlar. Kimileri yeni şeyler öğrenmek veya fikirlerini daha kalıcı hale getirmek için, kimileri daha geniş kitlelere ulaşmak için, kimileri birikmiş kaygı ve streslerinden kurtulmak, çıldırmamak için, kimileri de rahatlamak, hafiflemek için yazar.

Yazmak fikirlerin zamana yenik düşmemesidir bir bakıma. Kalıcı hale gelmesidir. Suya yazı yazmak deyimi mesela. Söz uçar, yazı kalır, sözü de bu fikri vurgular.

Bacon’ ca söyleyeceksek eğer yazmak olgunlaşmaktır. Okumak bir insanı doldurur, konuşmak onu hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır, sözüyle bu görüşünü dile getirmiştir. Yazmak, aynı zamanda susmak, sesini kesmek demektir, gürültüsüz haykırmaktır, der Marguerite Duras.

Yazarak Hafifleyin: Tabi ki de herkes aynı zevk ve ilgilere sahip değildir. Ancak mevzu yazarlık olduğu için burdasınız. Bu sebeple yazmanın rahatlamak için oldukça etkili bir araç olduğunun bilincine varın. Yazarak hayatın hayhuyundan kaçabilirsiniz. İçini boşaltmak, medite olmak için yazmak gibi düşünürseniz yazma eylemine bakışınız da değişecektir. Borges beni iki şey rahatlatıyor: Bir yazmak, iki boks torbasının önü, demiştir. Ya da Sait Faik’ in deyişiyle, Yazmasam çıldırırdım.

Sonuç olarak söyleyebiliriz ki yazmak sizlere pek çok yönden faydalar sağlayabilir. Deneyin. Sizleri hangi yönden etkileyebileceğini keşfedin.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın